Genel

MAHALLE DONDURMACISI

mahalle dondurmacısı

1970’li yıllarda çocuk olanların anımsayabildikleri güzelliklerin başında mahalle, kavramı gelmektedir. Çocukken alışveriş yapıp defterine borç yazdırdığımız mahalle bakkalı Ali Rıza Amca, Manav Remzi Amca ve Pastacı Süleyman Amca, unutamadıklarımız arasında ilk sırada yer almaktadır.

Anılan yıllarda annelerimizin toplantı günlerinde hamur işleri, evde yapılırdı. Dışarıdan almak ayıp sayılırdı. Bu nedenle pastacı amcanın dükkanında bir hareketlilik olursa mahalle hemen hüzün havasına bürünürdü. Çünkü o yılların pastacıları, bir cenaze ardından hemen Mevlut şekeri hazırlardı. Tanımak önemli değildi; mahallede bir cenaze varsa herkes elinde bir tencere cenaze evine koşar, üzüntüyü paylaşmaya çalışırdı.

1970’li yılların çocukları için pastacı Süleyman Amca’nın bir başka özelliği, yaz aylarında kepçesi 25 kuruşa külahta dondurma vermesiydi! Çocukların cebinde parasının olması ya da olmaması önemli değildi; çünkü o çocuğun ne zaman kaç külah dondurma yemesi gerektiğini bilir ve ebeveynlerin uyarılarına göre dondurmayı veriri ya da dondurmasını yeni karıştırdığını henüz donmadığını söyleyerek, çocukların kalbini kırmadan onların isteklerini geri çevirirdi.

Mahalle dondurmacısı, sermayesini para ile değil mahalle halkından oluşan insandan yapmıştı. Ekonomik derdi yoktu; çünkü mahallelinin derdini bildiği gibi mahalleli de onun sıkıntısını bilirdi.

Ürettiği dondurmanın markası yoktu ama aradan 50 yıl geçse de unutulmayan bir damak lezzeti vardı.

Dondurması için kaliteli ürün aramazdı; çünkü komşusu manav ya da bakkaldı ve istediği kadar iyi kalitede ürün alabilir; bu ürünlerden dondurma üretebilirdi.

Ürettiği hiçbir ürün içinde katkı maddesi olmazdı. Çünkü o yıllar, saflığın, tazeliğin ve güzelliğin yıllarıydı…

1982 yılında liseden mezun olurken eski mahalleme gitmiştim. Artık bir delikanlı olarak kendimce büyümüş pozlar takınarak mahalleye gittiğimde Ali Rıza Amca da Remzi Amca da Süleyman amca da beni tanıdılar. Annemin ve Babamın hatırlarını adları ile sordular. Süleyman Amca beni karşısına oturttu ve o muhteşem dondurmasından ikram etti. O gün yediğim o dondurma, benim geçmişimin ne kadar değerli anılarla dolu olduğunu bana bir kez daha öğretti.

Şimdilerde hazır dondurmalara yönelerek günlük yaşantının hızına uyum sağladığımızı düşünüyoruz. Oysa günlük yaşantının hızına uymak yerine arada hızı azaltmak gerekmektedir. Dostluklar, sevgiler ve anılar, yaşantımızın hızını azaltabildiğimiz böyle güzel günlerde ortaya gelmektedir.

1990’lı yıllarda Süleyman amcayı ve Ali Rıza Amcayı, 2000’li yılların başlarında da Remzi Amcayı kaybettik. Ama o dükkanların olduğu bina, kentsel dönüşüm nedeniyle yıkılınca hepsini öldürdük. Çünkü geçmişimiz ile olan bağımız yıkıldı.

Bu nedenle şimdiki çocuklar adına büyük üzüntü duymaktayım. Bizim çocukluğumuzda mahalle dondurmacımız vardı ve 50 yıl sonra çocukken yediğim dondurmanın lezzetini damağımda duyabiliyorum. Oysa bugünün çocukları 50 yıl sonra marketin buzdolabından aldıkları hangi endüstriyel dondurmanın tadını anımsayabilecekler?

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir